İran: "ABD, Hürmüz Boğazı’nı güvensiz hale getirmekte ısrar ettiği sürece güvenlik yeniden sağlanamayacaktır"
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, düzenlediği haftalık basın toplantısında, "ABD, övünerek sürdürdüğü ve tamamı bir ülkeye yönelik askeri saldırı niteliği taşıyan deniz ablukası ve ekonomik savaş yoluyla Hürmüz Boğazı’nı ve bölgeyi güvensiz hale getirmekte ısrar ettiği sürece boğazda güvenlik yeniden sağlanamayacaktır. Biz de mevcut durumdan memnun değiliz. Çünkü Hürmüz Boğazı’nın güvenliğine en çok bizim ihtiyacımız var. Ancak ABD’nin saldırgan eylemleri hem bölgeye hem kendisine hem de tüm dünyaya zarar veriyor" dedi.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi, düzenlediği haftalık basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. ABD’nin Hürmüz Boğazı’ndaki enerji sevkiyatının normale döndüğü yönündeki açıklamalarına tepki gösteren Bekayi, "ABD’lilerin iddiaları, sahada gördüğümüz gerçeklerle hiçbir şekilde örtüşmüyor. Hürmüz Boğazı’nın artık bir etkisinin kalmadığını ve İran’ın elindeki kozu kaybettiğini iddia etmeye devam edebilirler. Ancak biz kendi işimizi yapıyoruz" diye konuştu.
Uluslararası piyasaların da ABD’nin açıklamalarına itibar etmediğini savunan İsmail Bekayi, "Piyasaların da bu tür iddiaları pek ciddiye aldığını düşünmüyorum. Çünkü piyasaların kendine özgü bir işleyişi var. Uluslararası gelişmeler ve ülkelerin yakıt ihtiyaçlarını karşılamak için başvurduğu yollar da gerçek durumu açıkça ortaya koyuyor. Ancak şunu belirtmek isterim ki Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmeler, İran’ın elini güçlendirmek veya boğazı bir baskı aracı olarak kullanmak amacıyla ortaya çıkmadı. 28 Şubat’tan bu yana Hürmüz Boğazı’nda yaşananlar, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının doğrudan sonucudur. İran’ın en uzun kıyı şeridine sahip olduğu bu su yolu, ülkemize yönelik saldırılarda kullanıldı. Biz de bu şartlar karşısında uluslararası hukuk çerçevesinde bir dizi önlem aldık" ifadelerini kullandı.
"Hürmüz Boğazı’nda güvenlik yeniden sağlanamayacak"
ABD’nin deniz ablukası ve ekonomik savaş yoluyla bölgedeki güvenliği tehdit ettiğini belirten İranlı sözcü, "ABD, övünerek sürdürdüğü ve tamamı bir ülkeye yönelik askeri saldırı niteliği taşıyan deniz ablukası ve ekonomik savaş yoluyla Hürmüz Boğazı’nı ve bölgeyi güvensiz hale getirmekte ısrar ettiği sürece boğazda güvenlik yeniden sağlanamayacaktır. Biz de mevcut durumdan memnun değiliz. Çünkü Hürmüz Boğazı’nın güvenliğine en çok bizim ihtiyacımız var. Ancak ABD’nin saldırgan eylemleri hem bölgeye hem kendisine hem de tüm dünyaya zarar veriyor. Mevcut durumun asıl sorumlusunun kim olduğunun anlaşılması için bu gerçeklerin sürekli dünya kamuoyunun gündeminde tutulması gerekiyor" şeklinde konuştu.
"ABD kendisini Batı medeniyetinin temsilcisi olarak gösteremez"
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Yunanistan’ın başkenti Atina’da yaptığı konuşmada Antik Çağ’daki İran-Yunan savaşlarına ilişkin değerlendirmelerine de tepki gösteren Bekayi, "ABD Dışişleri Bakanı’nın bu konuşmasını, İran’a ve bir bakıma tüm dünyaya karşı yürütülen algı savaşının bir parçası olarak görmek gerekiyor. Tarihi olayları çarpıtarak ABD’nin savaş yanlısı politikalarını meşrulaştırmaya çalışmak, hem tehlikelidir hem de Yunan kültürüne ve medeniyetine yapılmış bir haksızlıktır. ABD Dışişleri Bakanı, İran’ın yalnızca bir toprak parçası veya coğrafi bölge değil, aynı zamanda bir düşünce, bir anlayış ve bir fikir olarak binlerce yıldır varlığını sürdürdüğünü istemeden de olsa kabul etti. Bir kültürün ve medeniyetin binlerce yıl boyunca ayakta kalması yalnızca askeri zaferlerle ve toprak fetihleriyle açıklanamaz. İran’ın tarih boyunca varlığını korumasının sırrı, farklı kültür ve medeniyetlerle etkileşim kurabilmesidir" dedi.
Dünyanın ABD’nin saldırgan politikalarıyla karşı karşıya olduğu bir dönemde medeniyetler arasında ayrım oluşturmanın yanlış olduğunu vurgulayan İsmail Bekayi, "Geçmişte İslam ve Batı medeniyetleri arasında olduğu öne sürülen çatışmayı bugün İran ve Batı medeniyetleri arasında yaşanıyormuş gibi göstermek, savaşı ve saldırganlığı meşrulaştırmaktan başka bir amaca hizmet etmez. ABD kendisini Batı ve Yunan medeniyetinin temsilcisi olarak gösteremez. Avrupalılar arasında yaşanan ve tüm dünyayı etkisi altına alan iki dünya savaşı, Doğu ve Batı medeniyetleri arasındaki çatışmanın sonucu muydu? Sömürgecilik, Doğu ile Batı arasındaki ayrışmadan mı kaynaklandı? Son üç yılda tanık olduğumuz suçlar, İran ile ABD arasındaki çatışmanın sonucu muydu?" diye konuştu.
"Gerilimin artması yalnızca İsrail’in çıkarına hizmet eder"
İran ve Suudi Arabistan dışişleri bakanları arasında dün gece gerçekleştirilen telefon görüşmesine de değinen Bekayi, Yemen’deki gelişmeler ve Suudi Arabistan’ın İran’a yönelik tutumuna ilişkin basında yer alan iddiaları değerlendirdi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi, "Medyanın çeşitli analizler yapması ve iddialarda bulunması doğal. Ancak İran ile bölge ülkeleri arasındaki istişareler kesintisiz devam ediyor. Arap Yarımadası’nda yaşanan gelişmelerden ciddi endişe duyuyoruz. Taraflar arasında diyalog kurulmasına yardımcı olmaya hazır olduğumuzu defalarca dile getirdik. Gerilimin devam etmesinin ve tırmanmasının yalnızca İsrail’in bölgedeki çıkarlarına hizmet edeceğine inanıyoruz. Bu nedenle iki İslam ülkesi arasında çatışmaların ve savaşın sürmesini kesinlikle istemiyoruz. Bölgemiz, ABD ve İsrail’in eylemleri nedeniyle zaten yeterince gergin bir dönemden geçiyor" ifadelerini kullandı.
"Yemen halkının onurlu bir yaşam sürme hakkı var"
Yemen halkının baskı, yaptırım ve abluka altında kalmadan yaşama hakkına sahip olduğunu vurgulayan İsmail Bekayi, "Son 10-12 yıldır Yemen’de yaşananlar ne İslami açıdan ne de uluslararası hukuk bakımından kabul edilebilir. Yemen halkının onurlu bir yaşam sürme hakkı var. Dün geceki telefon görüşmesinde de Yemen krizinin diyalog yoluyla çözümüne katkı sağlamaya hazır olduğumuzu bir kez daha ifade ettik" şeklinde konuştu.
Yemen ile Suudi Arabistan arasında daha önce varılan anlaşmanın uygulanmadığını hatırlatan Bekayi, "Yemen meselesinin, taraflar arasında üzerinde mutabakata varılan yol haritası çerçevesinde çok daha önce çözülmesi gerekiyordu. Biz de tarafların vardığı anlaşmanın uygulanmasını desteklediğimizi belirtmiştik. Ancak bu gerçekleşmedi. Sana Havalimanı’na 13 Temmuz’da düzenlenen saldırının gerilimi daha da tırmandırabileceği konusunda o dönemde ciddi endişelerimizi dile getirmiştik. Ne yazık ki bugün endişe ettiğimiz durumla karşı karşıyayız. Talebimiz, mevcut krizin diyalog ve karşılıklı görüşmeler yoluyla çözüme kavuşturulmasıdır" dedi.
"İran ile ABD arasındaki arabuluculuk rolünü hala Pakistan ve Katar üstleniyor"
İran ile Rusya arasında Türkmenistan’da gerçekleştirilen görüşmeye ve Moskova’nın Tahran ile Washington arasında arabuluculuk yapma ihtimaline ilişkin değerlendirmelerde bulunan İranlı sözcü, "Rusya ile nükleer mesele de dahil olmak üzere çeşitli konularda yürüttüğümüz istişareler yeni değil. Rusya, 2015 yılındaki nükleer anlaşma sürecinde oldukça olumlu ve etkili bir rol oynadı. Bu meselenin çözümüne yönelik ilgisini de sürdürüyor. Cumhurbaşkanımız, Rus mevkidaşıyla yaptığı görüşmede İran’ın yedi günlük planını bir kez daha anlatarak konuyla ilgili tutumumuzu ve değerlendirmelerimizi aktardı. Görüşme, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ABD Başkanı Donald Trump ile yapması beklenen telefon görüşmesi öncesinde gerçekleşti. Ancak bu temas esas olarak İran’ın tutumunu aktarmaya yönelikti. Dost ülkelerin iyi niyet girişimlerini her zaman memnuniyetle karşılıyoruz. Bununla birlikte İran ile ABD arasındaki arabuluculuk rolünü hala Pakistan ve Katar üstleniyor" diye konuştu.
"İran ile ABD arasında arabulucular üzerinden mesaj alışverişi sürüyor"
İran’ın ABD’ye sunduğu yedi maddelik plana Washington’dan verilen yanıtı değerlendiren İsmail Bekayi, "İran ile ABD arasında arabulucular üzerinden mesaj alışverişi sürüyor. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları sırasında gündeme getirdiğimiz plan, İran’ın meşru haklarına dayanan taleplerini içeriyor. Deniz ablukasının kaldırılması, tüm cephelerde savaşın sona erdirilmesi ve İran’a ait varlıkların serbest bırakılması bu talepler arasında yer alıyor. Bunlar, daha önce mutabakat zaptı kapsamında üzerinde uzlaştığımız konular. Şartlar değişmediği için haklarımızdan taviz vermemiz söz konusu değil. Ayrıca ABD’nin bu süreçte uygulamaya koyduğu yeni yaptırımların da kaldırılması gerekiyor" ifadelerini kullandı.
ABD’nin İran’ın nükleer programına ilişkin tutumunu da eleştiren İsmail Bekayi, "ABD tarafı, temel endişesinin hala İran’ın nükleer programı olduğunu iddia ediyor. Oysa İran’ın nükleer programını tamamen ortadan kaldırdıklarını defalarca açıkladılar. Buna rağmen İran’ın nükleer silah geliştirebileceği yönündeki asılsız iddialarını sürdürerek bu konudaki taleplerini dile getiriyorlar. ABD’nin cevabının yetersiz olduğu ve İran’ın da tutumunu ortaya koyduğu yönündeki açıklamalar doğru. Mevcut şartlarda temel meselelerin öncelikli olarak ele alınması ve ABD’nin müdahaleci ve saldırgan eylemlerine son verilmesi gerektiği yönündeki tutumumuz yeni değil. Bunu daha önce de açıkladık ve ABD tarafı da arabulucular aracılığıyla görüşlerimizden haberdar edildi. Bununla birlikte ABD’nin ilettiği hususları değerlendirmeye devam ediyoruz. İncelemelerimiz tamamlanır tamamlanmaz görüşlerimizi arabuluculara ileteceğiz" şeklinde konuştu.
"Diplomasi bizim için savaş kadar önemli"
İran ile ABD arasındaki müzakerelerin yeniden başlayıp başlamayacağına ilişkin soruyu yanıtlayan Bekayi, "Biz hiçbir zaman başladığımız noktaya geri dönmeyiz. Son iki yılda yaşananları yok sayıp her şeye sıfırdan başlayamayız. Yaşadıklarımızdan ders çıkarıyor, hem kendi gücümüzü artırıyor hem de karşı tarafın sözünü tutmamasından gerekli sonuçları çıkarıyoruz. Kendimize olan güvenimiz o kadar yüksek ki müzakere masasından ve diplomasiden hiçbir zaman kaçmayız. Diplomasi bizim için sahadaki mücadele ve savaş kadar önemli. Gerekli ve mümkün olan her durumda ulusal çıkarlarımızı korumak için diplomasiye başvururuz. Ancak şunu da unutmamak gerekir ki mevcut durumdan dolayı İran suçlanamaz. İran, bütün diplomatik süreçlere iyi niyetle katıldı. Bugünkü durumun asıl sorumlusu, müzakereler devam ederken müzakere masasını dağıtan ve hala aşırı taleplerinde ısrar eden taraftır" dedi.
ABD’nin müzakere çağrıları ile uygulamalarının birbiriyle çeliştiğini savunan İsmail Bekayi, "Bir yandan ekonomik baskıyı artırıp savaş şartlarını sürdürürken diğer yandan müzakere istediğinizi söyleyemezsiniz. Müzakere çağrılarını sözlere değil, atılan adımlara ve mevcut şartlara bakarak değerlendirmek gerekir" diye konuştu.
"NPT’nin gerçekten amacına hizmet edip etmediği görüşülmeli"
İran’ın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’ndan (NPT) çekilme ihtimaline ilişkin Batılı ülkelerin endişelerini ve İran’da bu konuda yapılan açıklamaları değerlendiren Bekayi, "Bu endişeyi kendileri oluşturdu. Kendi yaptıklarının sonuçlarından şikayet etmeye hakları yok. İran’da aydınlar, halk ve milletvekilleri haklı olarak böyle bir antlaşmaya taraf olmanın ne faydası olduğunu sorguluyor. Bu soruya yanıt vermesi gerekenler, yalnızca İran’da değil, bölgede ve dünya genelinde NPT’nin temellerini zayıflatanlardır. Bugün asıl görüşülmesi gereken, NPT’nin gerçekten amacına hizmet edip etmediğidir. Bu sistem nükleer silahsızlanma, nükleer silahların yayılmasının önlenmesi ve ülkelerin nükleer enerjiden barışçıl amaçlarla yararlanma hakkının güvence altına alınması üzerine kurulmuştur. Sonuncusu bizim açımızdan özellikle önem taşıyor. Ancak bugün bu sistem, üç alanda da ciddi sorunlarla karşı karşıya. Üstelik bu sorunların sorumlusu biz değil, sistemi yürütmekle yükümlü olanlardır" ifadelerini kullandı.
Nükleer silahları yasaklayan fetvayı veren eski İran Dini Lideri Ali Hamaney’in suikast sonucu öldürüldüğünü hatırlatan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, "Asıl kendilerine hatırlatılması gereken, işledikleri bu suçtur. Nükleer silahları yasaklayan fetvayı veren kişi yalnızca siyasi bir lider değil, aynı zamanda üst düzey bir dini otoriteydi. Siz bu fetvayı veren kişiye suikast düzenlediniz ardından da İran’da nükleer silahların neden görüşülmediğinden endişe duyduğunuzu söylüyorsunuz. Oysa bu duruma bizzat kendiniz yol açtınız" şeklinde konuştu.
TAHRAN
- 12-10-202614:45 İran: "ABD, Hürmüz Boğazı’nı güvensiz hale getirmekte ısrar ettiği sürece güvenlik yeniden sağlanamayacaktır"
- 12-10-202607:30 İran: "ABD 7 şartımızdan bazılarını kabul etti, ancak bu yetersiz"
- 11-10-202622:15 İran: "Hürmüz Boğazı’nda izinsiz güzergahta ilerleyen tanker mayına çarptı"
- 10-10-202621:00 İran: "Hürmüz Boğazı’nda dev tanker deniz mayınına çarptı"
- 10-10-202618:45 İran Dışişleri Bakanı Arakçi: "Netanyahu, kendisini daha fazla ABD kanı ve hazinesiyle kurtarmaya çalışıyor"
- 10-10-202608:15 İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan: "Bölgesel diplomasi sadece toplantılar düzenlemekten ibaret olmamalı"
- 09-10-202617:30 İran, Hürmüz Boğazı’ndan geçmeye çalışan LPG tankerini vurdu
- 09-10-202604:42 İran basını: "Hürmüz Boğazı’na izinsiz giren tankerler deniz mayınlarına çarptı, şiddetli patlamalar meydana geldi"
- 08-10-202616:12 İran Dışişleri Bakanı Arakçi: "ABD’nin görüşüne birkaç gün içinde cevap vereceğiz"
- 08-10-202611:01 İran Dışişleri Bakanı Arakçi: "Kongre, İran Silahlı Kuvvetleri’nin 42 ABD askeri hava aracını düşürdüğünü kabul etti, şimdi ise sayı 81’e ulaştı"
Diğer Güncel Haberler
- 12-10-202616:15 Boşanma aşamasındaki eşini balta tehdidiyle zorla alıkoyduğu iddia edilen koca tutuklandı
- 12-10-202616:15 Aksaray’da 13 köye oyun grubu ve sosyal donatı malzemesi
- 12-10-202616:15 Küçük çocuk, annesini döven adama müdahale etti
- 12-10-202616:15 Otomobilin motor kısmına saklanan kedi oksijen gazı basılarak çıkarıldı
- 12-10-202616:15 Diyarbakır’da otobüs yoldan çıktı, faciaya ramak kaldı
- 12-10-202616:15 Meteorolojiden 4 ile toz taşınımı uyarısı
- 12-10-202616:15 Özel ihtiyaçlı öğrencilere eğitici oyuncak desteği
- 12-10-202616:15 ESOGÜ’de ‘Normal Doğum ve Emzirme Haftası’ etkinliği düzenlendi
- 12-10-202616:15 Gaziantep’te sağanak yağış sonrası yollar göle döndü
- 12-10-202616:15 İngiltere Başbakanı Burnham, Rusya’nın Brexit referandumuna müdahale ettiğini söyledi

